HAK, HUKUK, ADALET...
Emrah Kartal

Emrah Kartal

HAK, HUKUK, ADALET...

06 Temmuz 2019 - 12:42

“Adl” kökünden gelen “adalet” kavramı sözlükte; “insaflı ve doğru olmak, doğru davranmak, zulmetmemek, eşit olmak, eşit tutmak, her şeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, her şeyi yerli yerinde yapmak, istikamet ve hakkâniyet” anlamlarına gelir!

Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına da gelir! Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır!

Adalet kavramı temelde hukuk kurallarına uygunluğu içerir. İnsanların toplum içindeki davranışlarıyla ilgili olduğundan ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir, tarih boyunca tartışmalı bir alan olmuştur!

Bizler de bu olgunun ya iyi tarafında ya da kötü tarafında yer alırız. Doğru ve adalet anlayışı kişilere göre değişiklik içermez, doğru tektir ve Adalet hukukla temin edilir! Güçlü olmakla adalet sağlanmaz, adaleti sağlamakla güçlü olunur.

İşte onun için zulüm ile abad olunmaz, adaletle abad olunur. Zulüm ile devlet korunmaz, adalet ile korunur. Zulüm ile medeniyet inşa edilmez adaletle edilir dememiz gerekir.

Lâkin söylemler bu yönlü olsada, eylem noktasında farklı davranışlar içerisine giriyoruz. Hazreti Ali'nin bu istikamette birçok tespitti ve sözü var! Bunların içerisinde bir sözü var ki hayatımıza ışık tutması açısından önemlidir. Söylemeden geçemeyeceğim diyor ki Allah'ın Aslanı : "Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” Çok dikkat çekici bir sözdür anlayana ya da anlamak isteyene!

Adalet kavramı üzerine toplum o kadar odaklanmış ki ağzını açtığında kurduğu ilk cümle bu yönde oluyor! Adalet, eşitlik, emek, hak bunlar insan oğlunun evrensel değerleri birini diğerinden önemsiz göremez ya da görmezden gelemeyiz. İnanın yaşamak için havaya ve suya ihtiyacı olduğu kadar bu kavramlara da ihtiyacı vardır!

Adalet ve eşitlik aynı şey değildir. Eşitlik herkese aynı miktarda veya aynı mesafede olmakken adalet herkese gerektiği kadar vermektir. Temelde bu kurallar insanın yaşamını belirler!

Peki ya bu kadar evrensel değerlerin bizim ülkemize yansımaları nasıl oluyor? Ben bu yazıyı kaleme alıp "ADALET" vurgusu yapıyorsam, bi diğer değişle bana kadar bu konuyu konuşmak, yorum yapmak düştüyse varın ülkenin halini siz düşünün!

Artık ülkemizde bir yurttaş olarak bu konuları konuşmamız yada yorumluyor olmamız insanların bizimle alakalı düşüncelerini ve davranışlarını etkiler hâle gelmiş. En yakınlarımız bile zarar göreceğimiz kaygısıyla bizi geri durmamız noktasında ikaz ederlerken, bizim şunu dememiz gerekir, bugün söylemediklerimiz için yarın hepinize "ADALET" gerekirse?

İşte onun için adalet demeliyiz! Yoksa güçlülerin adalet anlayışının altında yok olup gideriz! Sosyal hayatı dengeleyen, barışı sağlayan, eşitlik ve hürriyeti temin eden en büyük kavramdır adalet, bunun dışında bir olgu yoktur ki insanı diğerlerinden ayıracak olan.

Machiavelli der ki :"Bilmek gerekir ki mücadelenin iki yolu vardır;Biri kanun yolu diğeri kuvvet yoludur. Birincisi insanlara, ikincisi hayvanlara özgüdür. Fakat çoğu zaman olduğu gibi, birinci yol yeterli gelmediği zaman ikinci yola başvurmak gerekir” Bu anlayış Machiavelli'nin zamanında bile aykırı görülmüş ve kabul edilmemiş, şimdi bu düşüncede olan insanlara rastlar olmamız kabul edilemez bi durumdur!

Ülkenin idaresini her anlamada elinde bulunduranların bu yönlü davranışları sergilemesi bir sebeple izah edilebilir Machiavellis olmaları. Machiavelli’ye göre:Din'de kendi başına bir amaç olamaz demiştir, bunun yerine devletin varlığı uğruna siyasal yöneticiler için yalnızca bir araçtır, bu sayede ne yaparsan yap insanlara bunu din için yaptım de insanlar sana inanır çünkü amaç budur.

Ülkemizde yıllardır bu düzeni kuranlar bu şekilde yaparak hak, hukuk, adaleti bu sayede ikinci plana atarak kendi nefislerine uygun yönetmişlerdir. Bu hususta o kadar söylenecek ve yazılacak şey var ki kelimeler kifayetsiz kalıyor, ama bir gerçek varki oda yıllardır binlerce insanın hakkını, hukukunu hiçe sayan bu anlayış için bile gün gelecek adalet gerekecek!

"Feto terör örgütünün" Ergenekon gibi bir destanın adını kullanarak Türklüğün ve Türkçülüğün zarar görmesini istemişlerdir, masum binlerce insanı bu davanın sanığı yapıp perişan etmişlerdi, onlarca insan hayatını kaybedip bu dünyadan mahzun gitmişlerdi ve onlardan beni en çok hüzünlendiren Yarbay Ali Tatar’dı hatırlatmak istedim, Ergenekon diye bir dava artık yok ama destanlaşan binlerce sanığı ve tanıklık eden bizler varız!

Yazıma son verirken diyorumki; Birgün hukukun karşısında, hakkınızı ararsanız emin olun "ADALET" isteyeceksiniz...

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar