ÜLKEMİZDE KURAKLIK VE SUSUZLUK HIZLA ARTIYOR
İklim değişikliği nedeniyle yeryüzünde kurak alanlar hızla artıyor. Bu durum başta insan yaşamı olmak üzere ekonomi ve çevreyi ciddi ölçülerde tehdit ediyor.
Ormanların ve yeşil alanların yok edilmesi, arazi yüzeylerinin betonla kaplanması ve su kaynaklarının da korunmaması, ülke olarak kuraklık ve susuzluk yaşamamıza neden oldu.
SAKARYA ŞEHRİ KURAKLIK VE SUSUZLUK YAŞIYOR!
İklim değişikliği nedeniyle Sakarya şehride kuraklık ve susuzluk tehlikesini yaşıyor. Sakarya şehrine baktığımızda kuraklığı ve susuzluğu tetikleyen gözle görünür nedenler var.
Sakarya'nın ekonomisini ve turizmini canlandırıyoruz masallarıyla, ormanlar, yeşil alanlar, akarsular, dereler, rant uğruna tahrip edildi.
Sakarya şehrinin içme suyu kaynağı olan Sapanca gölünü koruyamadık!
Betonlaşma uğruna, ormanlarımızı ve yeşil alanlarımızı yok ettik!
Derelerimize ve Sakarya Nehrimize sanayi atıkları akıttık!
Ticari rant uğruna hırçın Karadeniz sahillerini inşaat alanı yapmak için doldurarak, kıyı erozyonları oluşturduk!
Şehrimizin ciğerleri olan ormanlarımızın yanmasını engelleyemedik!
Doğayı katletme işinde kimse masum değil. Sakarya'nın tamamında doğa katliamı yapıldı!
YEŞİL HENDEK, BETON HENDEK OLDU!
Çocukluğumuzda Hendek şehri, yeşil bir şehirdi!
Hendek'in hemen hemen her mahallesinde, meyve bahçelerinin olduğu evler vardı!
Etrafında büyük çınar ağaçlarının olduğu Uludere Çayı, gürül gürül akardı!
Çınar ağaçlarının etrafında kana kana içtiğimiz, buz gibi pınarlar vardı!
Uludere çayımız pırıl pırıl süzüle süzüle akardı. Susadığımızda, derenin içine girer doyasıya kadar su içerdik!
Uludere Çayı, uzun yıllar Hendek şehrinin içme suyu ihtiyacını karşıladı!
Çocukluğumuzda biz, deniz bilmezdik. Üç beş arkadaş derede buluştuğumuzda taşlardan su bendi yapar, yüzerdik. Sonradan gelen arkadaşlar yaptığımız bende, taş taşıması şartıyla yüzerdi!
Uludere Çayında kurbağa ve balıklarla birlikte yüzerdik, ara sıra yılan ve akrepler yüzerken bize eşlik ederdi!
Mahallelerimizde spor tesisleri yoktu, fakat iki taşı üst üste koyup kale yaptığımız ve akşama kadar top koşturduğumuz çimenlik alanlar vardı!
Yaz tatillerinde Uludere Çayı kenarında, çınar ağaçlarının gölgesinde, soğuk suların aktığı pınarların yakınında, arkadaşlarımızla piknik yapardık!
O zamanlar alış veriş yapacağımız marketlerde yoktu!
Herkesin bahçesinde domates, biber ve hıyar vardı!
Ekmeği fırından almazdık, analarımızın evde yaptığı ev ekmeklerini yerdik!
Kola, fanta ve gazoz içmezdik, ev yapımı ayran ve hoşaf içerdik!
Yeşil Hendek ve Uludere Çayı'yla ilgili anlatılacak çok şey var, ama hoşaf demişken, hoşafın yağı kesildi, bu kadar anlatım yeterli diyelim, ve asıl meseleye gelelim...
Uludere Çayı, çok kirli ve eski görüntüsünden çok uzak!
Hendek, eski yeşil Hendek değil!
Ormanlarımızın fotoğraflarda kalan eski hali yok!
Su cenneti Hendek'te su kesintisi yaşıyoruz!
Peki Hendek şehri bu duruma nasıl geldi?
Bu sorunun cevabını uzunca yazarak vermeyeyeceğim. Kısa bir örnekle bu soruya cevap vermeye çalışacağım.
Hendek Belediyesini, beş dönemdir, betoncu ve demirci başkanlar yönetiyor!
Betoncu başkan milletvekili olunca koltuğa, demirci başkanı oturttu!
Betoncu ve Demirci başkan el ele vererek, yeşil Hendek'in beton Hendek'e dönmesini hızlandırdı!
Son günlerde ilçe müftüsününde yardımıyla, ihtiyaç yokken, müftülük binasını yapacağız, diye ağaç katliamı yaptılar!
Yeni binalar, beton ve demir demek!
Bu anlayışımız değişmezse Hendek olarak, daha çok yağmur duasına çıkarız!!!
Yazımı, bir Kızılderili reisinin söylediği sözle bitiriyorum;
Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz, adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!!!









