Reklam

Nezmiyye Hicran, Günay Koca ile röportaj yaptı.

Azerbaycanlı Şair-Yazar Nezmiyye HİCRAN’IN, Amerika'da yaşayan ve ülkesini liyakatle temsil eden Günay KOCA ile röportajı...

Nezmiyye Hicran, Günay Koca ile röportaj yaptı.
27 Temmuz 2020 - 19:26
Reklam
Azerbaycanlı Şair-Yazar Nezmiyye HİCRAN’IN, Amerika'da yaşayan ve ülkesini liyakatle temsil eden Günay KOCA ile röportajı...
- Nezmiyye Hicran : Günay Hanım, Siz Amerika'da yaşayan ve ülkemizi liyakatle temsil eden bir ziyalımızsınız. Öten gün Azerbaycan’ın Los Angeles şehrindeki Başkonsolosluğu’nun binasının önünde gençlerimiz, Ermenilerle yüz yüze geldiler ve yine de Ermeniler öz vahşiliklerini nümayiş ettirerek soydaşlarımıza hakaretler yetirerek millî gururumuza bir daha dokunmuş oldular. Siz bu hadiselerin canlı şahidi olarak ne diyebilirsiniz?
- Günay Koca: 
21 Temmuz’da Los Angeles’te baş veren hadiseler, bütün Amerika’da yaşayan Azerbaycanlıları sarsıttı. Çok heyecan geçirdik, çok asap geçirdik. Ben bu hadiselerin canlı şahidi olmadım. Ama canlı yayında baş verenleri sonunca izledim. Asman Mehmet ov kardeşimizin canlı yayınını izledim. Amerika’da yaşayan bütün Azerbaycan’ılar da izliyordular. O kadar heyecan geçirdim ki, gözlerime sehere kadar uyku girmedi. Bütün canlı yayını tekrar tekrar izledim.  Üç binden fazla, (Asman kardeşimin söylediğine göre) ermeni az sayda olan bizim inanlarımızın üzerine hücum ediyorlar ve dövüp, yaralıyorlardı. Ertesi gün yeniden Asman Mehmet ov’ la telefonla görüştüm. O dedi ki, “Üç binden fazla ermeni, 50 kişiden az olan Azerbaycanlının üstüne saldırdı”. İlk olarak Azerbaycanlılar, Ermenilerin ispiyonculuğunu, ikiyüzlülüğünü, yalancılığını elde tutarak; “Karabağ bizimdir! Can Azerbaycan! Sulhu bozmayız!” sloganları ile gezerken, Ermeniler buna gıcık olmuşlar. Ve sonunda Ermeniler, sulhu bozup, üç binden çok ermeni, elli kişiden az olan Azerbaycanlılara saldırıyor. Azerbaycanlı aileler orada, eşleri ve çocuklarıyla beraber olmuşlar. Lakin hiçbir basın bunu olduğu gibi vermiyor. Asman Mehmet ov söyledi ki, “Hemen aileleri yer altı geçitleri vasıtasıyla kaçırıp, Ermenilerden kurtarabildik”. Buna bakmayarak Ermeniler, arkamızdan evlerimize kadar koştular. Onların elinden kurtarıp evine soktuğumuz ailenin, evinin balkonundan, apartmanın bahçesine bakarken, Ermenilerin apartmanı muhasara altına aldığını gördük. Saatlerce oradan ayrılmadılar. Biz de can güvenliği dolayısıyla dışarı çıkamadık. Bayrağımızı ayaklarının altına atıp, çiğnediler ve yaktılar. Şehitlerimizin fotoğraflarına iğrenç hakaretlerde bulundular. Sadece Amerika’da yaşayan değil, dünyadaki bütün Azerbaycanlıların gururlarına dokundular. Nezmiyye Hanım, bunu konuşmak benim için çok zordur. Amerika’da yaşasam da bu olayın içinde değildim. Orada olamadığım için çok üzüldüm. Men orada olmalıydım. Aç, susuz, güneşin altında; “Karabağ!” diyerek, “Can Azerbaycan!” diyerek, üç binden fazla Ermeni’ye göğüs geren, o gençlerin arasında olmalıydım. Orada olmadığım için kendimi çok kınadım. Bizim böyle gençlerimizin paylaşımına, birçok soydaşımızın yorumları beni üzdü. Bayrağı tutmalarına, dövülmelerine, onların zayıflığı gibi baktılar. Bu gençler gurbette mertlikle, Ermenilerin hakaretlerine göğüs gerdiler. Üç binden fazla Ermenilerin karşısında, 50 kişiden az yeni yetme genç ne yapabilirdi ki… Onların, Ermenilerin karşısında mertlikle durmaları büyük bir cesaret örneğidir. Karabağ’ı haykırmaları, Ermenilere büyük bir sille idi. Gençlere destek olmak yerine, bayrağın nasıl tutulmasını müzakere ediyorlar. Kenardan bakana dövüş kolay gelir, derler. Ermeniler tarafından öyle ağır darbe alan gençlerin mert duruşu, size küçük görünürse, benim daha size hiçbir sözüm yoktur. Aynı gün bizim hayli bir gencimiz yaralandı, ağır darbeler aldı. Bunların içinde bayanlar da vardı. Onlardan biri de Nigar Hanım idi. Daha ağır darbe alan ise Bahtiyar adlı soydaşımı idi.  
- Nezmiyye Hicran: Yarım milyon Ermenilerin yaşadığı ve baş nazir Nikol Paşinyanın ermeni dia sporunun başkenti adlandırdığı Los Angeles’te Karabağ hakikatlerinin doğru düzgün şekilde takdim olunması, yerli ermeni lobisini rahatsız etti. Ermenilere, Amerika’da kapılar bu kadar mı açıktır? Ermeniler, yerli sakinlerle özlerini nasıl takdim ediyorlar? Yerli sakinler, ona öten günkü hadiselerde Azerbaycan’a saldırılarında yardımcı oldular mı?
- Günay Koca: Los Angeles, Ermenilerin meskenidir.  Amerika’da orası ermeni şehri olarak bilinir. 21 Temmuz’da ortaya çıkan hadiselerde, yerli Amerikalıların da devlet desteği vardı.  Aslında bu kurulmuş bir plan idi. Canlı yayını izledim. Orada polisin çok az olduğunu gördüm. 3 – 4 polis, 3 binden fazla Ermeni’yi nasıl durdurabilirdi. Tasavvur edin, bir polisi de Ermeniler dövdüler. Ermeniler o kadar vahşileşti ki, polisler dahi aciz kaldı. Ama bizim gençlerimiz, onlara mertlikle göğüs gerdiler. Dövülen gençlerimizin her biri ile gurur duyuyorum. O ki kaldı, Kaliforniya’nın Valisine, o da Ermenilerin tarafını tuttu. Ben böyle düşünürüm ki, o kadar kör olmalısın ki, görmeyesin. Ermenilerin her ettiklerini gösterirdiler. Azerbaycanlılara yaptıklarını da herkes gördü. Sosyal medyada, dünyanın her tarafında paylaşıldı. Kaliforniya’nın Valisi, özür dilerim, sanki kör olmuştu. Hiçbir şey görmüyordu. Tamamen Ermenilerin tarafında durdu. Hücum çeken 3 binden çok Ermeni’yi öyle gösteriyorlar ki, sanki suç Azerbaycanlılardadır. Bu nerede görülmüş ki, 3 binden fazla ermeni, 50 kişiden az Azerbaycanlıyı darp etsin ve suçlu yine Azerbaycanlılarda olsun. Umumiyetle Los Angeles’te, Amerika Hükümeti Ermenistan sağ koludur. Amerika matbuatında yanlış yazdılar. Orada Ermenileri savunmak için bir kişiye söz verdiler. Güya Amerikalıdır. Ama aslında o ermeni idi. O da Ermenilerin tarafın tutup, bütün suçu, her zaman olduğu gibi Azerbaycanlıların üstüne attı. Beni üzen odur ki, Azerbaycanlılar neden medyada konuşmuyorlar. Niye onlara söz hakkı verilmiyor. Ermeni’ye her tarafta yeşil ışık var. Ona göre de onlar, kendi uydurdukları hikâyeyi bütün dünyaya yutturuyorlar. Ne kadar yaltak, yalaka, şerefsiz olmalıdır ki bu Ermeniler, yaptıkları sosyal medyada yayılmasına rağmen, çıkıp diyorlar ki, “Azerbaycanlılar bize hücum etti”. “Karabağ!” diye diye, “Can Azerbaycan!” diye diye haykıran o gençler, hepsi benim balamdı. Vahşi Ermenilerin, onlara hücumlarını, darplarını, yere döktükleri kanlarını hiçbir vakit unutmayacağım. Vahşiliklerini uzak Amerika’da bile çok kolaylıkla hayata geçiriyorlar. 
-Nezmiyye Hicran: Ermenistan’ın işgalci ülke olduğunu aksettiren tarihi faklar, Ermenilerin Azerbaycan’ın serhat reyonu olan Tavus’ta tahribat zamanı şehit olmuş askerlerin foto şekillerinden ibaret plakalarla terörcü Ermenistan işgali dayandır. “Çocuk katilleri”, “Ar olsun Ermenistan’a” şuarları seslendirirler. Aksiye zamanı Ermeniler tahribata el atıllar. ABŞ polisi, yüzlerle ermenin toplaştığı arazide tehlikesizliği temin etmeye çalışsa da Ermeniler gençlerimize hücum çekibler. Karşı durma zamanı Azerbaycanlılar arasında bir nice nefer yaralanıp. Son derece demokratik ülke olan Amerika kanunları, Ermenilerin toplum şekilde hücumlarını müşahede etti, gördü ve hansı gaydada cezalandırabileceğini düşünürsünüz?
Günay Koca:Tasavvur edin ki, Los Angeles hükümeti de Ermenilerin taraftarı idi ve men düşünürüm ki, bir başa onların planı ola bilerdi. Çünkü valilik sadece temaşa ediyor, Ermenilere çömçe tutarlık ediyordular. Bu baş verenleri gererken, canlı yayımları bir başa izlelerken nece sakit temaşa etmek olardı. Los Angeles’in Valisi diyor ki, Ermenilerin hiç bir suçu yoktur ve bir başa Azerbaycanlıların günahı vardır. 3-4 polis ne edecekti ki, vahşileşmiş 3 binden çok Ermeni’ye. Menim kalbim halen ağrıyor. Bizim çocuklarla beraber bir polisi de döğdüler. Menim fikrimce o Ermenilerin her biri ceza almalıdır. En ağır ceza almalıdırlar. Onlar Karabağ’ın ismini de kendi mundar dillerinde haykırarak “kadim ermeni toprakları” olduğunu iddia ederek gençlerimize saldırıyordu. Biliyorsunuz mu, ben şurada kendimizi de kınayı ram, ona göre ki, o gençler bizi birleştirirler, ama burada birleşmek üzere here kendine bir grup yaratıyor ve baş verenlere seyirci gibi kalıyorlar. Benim burada aile dostlarım vardır. Tarlan Ahmet ov gibi gayretli, vatanperver kardeşlerim vardır ki, Onlar Azerbaycan için çok çalışıyor, savunuyor, mübareze aparıyorlar. Menim için Azerbaycan’ı seven, koruyan her kes kardeştir.  Ama nedense bizim insanlar birleşe bilmiyorlar. Ermeniler ise birlik kuruyor ve amaçlarını haince sine hayata geçiriyorlar. Bizim burada vatanımızı layığınca temsil eden soydaşlarımız çoktur. Onlardan Tomris Azeri, Tarlan Ahmet ov, Ferhat Al Ekber zade, Serdar Bağır zade, Ümmi Celil ovanı numune göstere bilerim. Onların canlı şahidiyim. Onlar burada Nevruz Bayramımızı bele geçirtiyor, Amerikalı öğrencilerine Hocalını, Karabağ’ı, Zoru Ballayanın ve ermeni vahşiliğini nümayiş ettirirler. Mende onlara ana, abla olmağa çalışıyorum. O çocuklar benim kendi balam kadar doğmalar ve çok duygulanıyorum, onurlanıyorum onların mücadele ve vatan sevgileri karşısında. Sadece benim isteğim odur ki, hepsi grup formasında değil birlik formasında topluluklarını yaratsınlar ki, Üç binden fazla ermeninim darbesi karşısına 50 den az çocuk çıkmak zorunda kalmasın. Birlik yaratamıyoruz. Ermeniler kendi ayıplarını gizletiyor, birinin ayağına taş değerse hepsi toplanıyor ama bu bizde yoktur… Yok!  Beni daha fazla üzen bizim ermeni peresi Azerbaycanlılarımızın da olmasıdır. Ele Azerbaycanlılar var ki kenardan bakıyorlar… sine germiyorlar.. Ermenilerin hoşu gelmez diye. Ama şunu görün bir ermeni öz milletine karşı şunu yapar mı? Biz onları kendimize güldürür, ağızlarına laf ediyor, üstümüze güldürüyoruz… Bir birimizi tutamıyoruz. Bakın bu bizim en büyük yanlışlıklarımızdır. Ayıplarımızı gizletemiyoruz aksine açıp döküyor, Ermenilerin eline bahaneler veriyoruz. Onlar ise şunları ustalıkla kullanıyor, bizi ezerken yine kendi vahşiliklerini boynumuza yüklemeyi başarıyorlar. Biliyorsunuz mu onlar bize diyor ki, Azerbaycanlılara düşmen gerek değil! Biz, kanında Ermenilerin kanın taşıyan Azerbaycanlıları içimizden temizlemeliyiz. Asıl düşmenler onlardır. Biz böylelerini tanıyoruz ve tenkit de ediyoruz, ama adını çekmiyorum şimdi. Ermenilerle nasıl dostluk yapabiliyorlar anlaya bilmiyorum. Ermenilerin bizlere her yerde, sosyal medyada bile “koyun” demesi de mehaz şuradan yaranıyor.
Nezmiyye Hicran: Biz Azerbaycanlılar, niye kendimizi Ermeniler kadar tasdik ede bilmiyoruz? Bizim hakikat sesimiz tebligatımız, takdim atımız, şuarımız niye başka ülkeleri inandırabil mir? Yirmi faiz topraklarımızı işgal eden Ermeniler Hocalı ’da, Karabağ’da insanlarımıza fark koymadan, imansızlıklarla katlettiler. Ve otuz ildir ki her fırsatta biz katiledirler. Vahşiliklerini gizleterek, özlerini “kurbanlık kuzu” kimi gösterebilirler. Amerika, yalanları görmeyecek kadar kör değil axı. Orda hadiselere münasebet necedir hal hazırda?

Günay Koca: Çünkü biz hırsız değiliz, yalancı da değiliz, hilekâr değiliz. Kanında Azerbaycanlı kanı taşıyanlar bunları başarmıyor. Gerek o Azerbaycanlının kanında ermeni kanı olsun ki başarsın bütün bunları. Biz sadece onların iç yüzünü dünya içtimaiyatına çattırmak için birliğimizi yaratmalı, faaliyetimizi güçlendirmeliyiz. Los Angeles konferans geçirdi ve günahkâr Azerbaycanlıları takdim ettiler. Burada da Ermenilerin yalakalığı, ikiyüzlülüğü kazandı ama bizim gençlerimiz yere dökülen al kanlarıyla sübut ettiler ki, Azerbaycanlılar muharebeye hazırdır ve sulha kaçan kimse yoktur. Zaten Ermenilerle hiç bir şekilde sulhtan konuşulmaz. 28 senedir 20 faiz topraklarımızı işkâl ederek yaşıyorlar. Halen kızlarımız, kadınlarımız var rehinlerinde. Ve dünyanın dört yanında her fursette bir Türk, Azerbaycanlı gördüklerinde mutlaka darp etmeli, öldürmelidirler. Biz bunları Azerbaycan topraklarından kovmalı, topraklarımızı azat etmeliyiz. Son Tavus olayında gururumdan ağlıyordum. Generallarımızı mahıv ettiler, askerlerimizi öldürdüler ama cevaplarını alarak geri çekilmek zorunda kaldılar. Hansı ki, onların arkasında dayanan büyük güçler vardır ve onlar için hazırlanan planlarla Azerbaycan’a baskı yapıyorlar. Askeri eşkıya, insanları çakal, yeryüzünü mundarla yan bir hayvan sürüsüdür Ermeniler…
Nezmiyye Hicran: Sizce biz topraklarımızı azat etmek için neler yapmalıyız? Sizce, bizim Türk kimliğimiz mi, bizim Müslümancılığımız mı bizim başımıza gelen bütün musibetlerin sebebi?
GÜNAY KOCA: Ben bir siyasetçi değilim, ama bir Azerbaycanlıyım ve damarlarımdan Azerbaycanlı kanı akıyor. Siyasetçi Üniversite arkadaşlarım var ve layığınca ülkemizi siyasi yönden savunuyorlar. Numune olarak size İkbal Ağa zadeni göstere bilirim. Onunla yürüttüğü siyasetle, vatanseverliğiyle her zaman onurlanıyorum.  Azerbaycan devletinin rehberliyi düşünülmüş siyaset yürütüyor hal hazırda ve bunu her kes biliyor. Ve bu düzgün siyasetin neticesinde ve halkımızın gücü neticesinde topraklarımızı Azad edeceğiz ve toprağa dökülen şehitlerimizin, general arımızın, sivil insanlarımızın kanı yerde kalmayacak. Ermeniler ne kadar da yırtıcılıklarını mazlum göstererek rollere girseler de bütün dünya görüyor onların asıl simasını. Onlar vahşi ve yalancı olmalarını nümayiş ettiriyorlar yine. Bizim Türk olmamız bizim başımıza gelenlere sebep değildir. Amerika’da Türk milletinde saygı ve sevgi vardır. Biz Ermenilerin kimliğini tanıtamıyoruz sadece. Onlar gibi biç ve uyanık olursak her şey yoluna düşerdi bu zamana kadar emin olun. Azerbaycan’ı destekleyenler çoktur burada. Ermeniler kendileri içlerinde o kadar göynüyor ki,... Bu olayların Müslümancılıklara hiç bir ilgisi yoktur, Ama burada ermeni sevenler var ve bunda dinin rolü yoktur. Menim eşim Amerikalıdır ve Azerbaycan’ı ve milletimi menim kadar seviyor. Biz topraklarımızı ancak muharibe edip almalıyız. Ermeniler dünyanın her yerinde cennet gişe aktarıyorlar ve Karabağ’da onlar için hem cennet hem de gelir yeridir. Mineral suyunu, Çivesini, altın yataklarını, hayvan darlığını bir sözle Karabağ’ın servetini kullanıyorlar. 28 yıldır o toprakların taşlarında yaktılar… Onları ben insanlık adına siyah leke gibi görüyorum. Muharebenin kanunlarını anlamayacak kadar hayvanlardır Ermeniler. Ana betinde dünyaya gelmemiş şişlenerek çıkarılar bebeklerimizin, gözleri, kalbi diri iken çıkarılan soydaşlarımız, ailelerinin gözleri karşısında ağaçlara bağlanarak petrol dökülüp yandırılan oğullarımızın, erkeklerimizin kısasını kıyamete koya bilmeyiz! Askerlerimizi ittirdik, oğullarımızı ittirdik, soydaşlarımızı vahşice öldüren Ermeniler 28 yıldır içtikleri kanımızdan doymaz oldular. Rehine aldıkları binlerle soydaşımızı kul ettiler. Onların yaptıklarına dünya temaşa ederken kimse dur demez oldu. Bizim Ermenilerden güçlü ordumuz, devletimiz, hâkimiyetimiz, askerlerimiz, kahramanlarımız olsa da bizim arkamızda dayanan güçlü devletler olmadı ve biz ittirmek zorunda kaldık. Ermeniler tarihin her döneminde büyük devletlerin elindeki maşa olmuştur… Büyük Rusya bir aylık elini üzerlerinden götürürse Ermeniler öz asıl yerlerinde oturur ve Azerbaycan değil hiç kimseye el uzata bilmezler. Bütün Dünya Türkleri Birleşmeli ve Birliğimizi kurmalıyız! Güç birliktedir, unutmayalım!
 
Röportaj: Nezmiyye HİCRAN
                  Şair-Yazar


 
Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum