Reklam

AMPULLERİ SÖNDÜRÜN!ÇOK AZ KALDI GÜNEŞE...

Hendek Gerçek Haber Sitesi Yazarı Emrah Kartal,2016 yılı biterken öyle güzel bir yazı yazdı ki,herkes bu yazıdan ders çıkarsın...Bürokrat-Siyasetçi arasındaki çarpık ilişkileri bu yazıyı okuyanlar gayet iyi anlayacaktır.Siyasete teslim olmuş Bürokrasiyi ve Ticarete teslim olmuş Siyaseti bulabilirsiniz bu yazıda...

AMPULLERİ SÖNDÜRÜN!ÇOK AZ KALDI GÜNEŞE...
31 Aralık 2016 - 14:21
Reklam

AMPULLERİ SÖNDÜRÜN!ÇOK AZ KALDI GÜNEŞE...

Geçenlerde eğitim camiasının içinden emekli olmuş bir hocamızla yolda karşılaştık.Hocamız ısrarla bir bardak çay içelim biraz laflarız diyerek bir Hendek klasiği olan Zeki Cömert Parkı'na buyur etti. Oturduk hocamız çayından bir yudum aldı ve lafa kitabın ortasından girerek anlatmaya başladı .Deyim yerindeyse bir anlattı pir anlattı.

Tam bitmeye yakın "Çocuklar sizin işinizde zor..! Yaptığınız yazdığınız Hendek gibi bir yerde cesaret ister, bizim gibi memur çevresinde arkadaşlarımıza umut ışığı oluyorsunuz .Kirlenmiş yozlaşmış bu düzene dur diyebilmek zor iş doğrusu" diyerek cümlelerini bitirdi . Kendisine bu güzel ve iltifat dolu sözleri için teşekkür edip bir iki cümlede ben söyledikten sonra oradan ayrıldım.

"Ne acıdır ki bu hocamız bu gün aramızda yok " Cenazesini o gün en önde omuzlayıp araca koyanlar malesef hocamızın hiçte hazmedemeyerek söylediği kişilerdi. Mukadderat ,birgün belki bizlerde böyle olacağız. Lakin dünyaya gelmeyi seçemedigimiz gibi defnedecekleride seçemiyoruz.

Konu gerçi hocanın defin merasimi değil ,Allah CC kendisine gani gani rahmet eylesin yakınlarınada sabr-ı cemil versin. Bu düşüncelerle o gün oturduğumuz aynı yerde bir bardak çay söyleyip oturdum ve düşündüm... Hendek' te ne kadar idareci ve amir varsa bizden şikâyetçi,bunlara örnek olarak Milli Eğitim Müdürü, Hastane Bashekimi, Belediye Başkanı,eski yeni Milletvekilleri,siyasiler, sivil toplum kuruluşları, gazeteciler,annem,babam kardeşim, eşim ve 13 yaşındaki oğlum dahil olmak üzere kısaca herkes... Yanlız şikayet etmeyen işçi, memur,esnaf, köylü,öğrenci yani hakkı elinden alınan ve kendisini boşlukta yanlız hisseden kim varsa. Sözcüklerine tercüman olduğumuz bizden ve yazdıklarımızdan memnun . Kişi kendinden bilir işi misali malesef bizi destekleyenler hep ezilenler... Bu arada bu kadar zerzevat içinde ailemi neden yazdığımı merak edenler için söyleyeyim;beni ben olduğum için sevenler onlar. istediğim herşeyi yaşadığım toplum için istemem ve bu uğurda kayıplarımı ve yitip giden günlerimin hüznünü yaşayan canım ailem. Bireysel düşünce tarzı toplumda yoğun bir ölçüde benimsediği için ailemde bu nispette davranıyor. Toplumsal düşünce tarzı ,sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ,siyaset kurumlarında dahi kaybolmuş vaziyette. Herkes günü kurtarma adına bireysel düşünüyor.

"Gazeteci" örneğin yaptığı işte devlet kurumlarına, siyasetçilere ,kalbur üstü iş adamlarına dışarıda 15 TL olan bir ürünü 35 TL ye yaptığı için ( rakamlar temsilidir ) kurumda yada saydığımız diğerleride yanlış birşey olduğunda yazamıyor çünki gazetecilik değil matbaacılık yapıyorlar.

"Siyasetçi" ticaretle uğraştığı için önceliği yaptığı işe vermesinden kaynaklı nerde ihale var devlet nerelerde malzeme alımı yapıyor buna bakar hale gelmiş. Buda toplumsal düşüncenin önüne geçiyor.

Bu işlerin merkezinde olması gereken STK' lar topluma katma değer sağlayacakları yerde belediyeden işletme alıp sağda solda açılışlarda boy gösterip fakir fukaranın sırtından geçinir hale geldiklerinden gözleri vatandaşı görmüyor.

"Devlete" memur olması gereken amirler yemeklerde düğünlerde kutlamalarda kalbur üstü iş adamlarıyla siyasilere kol kola dolaşıp ihalelerde malzeme alımlarında önceliği verirken bunların alt kadrosunda olanlar ise içkili dansözlü eğlence yerlerinde günlerini gün ediyorlar. Şimdi bunlara sorsan biz yalan söylüyor abartıyor hatta iftira ediyoruz... Bunlar camiden işe işten eve giden geceleri teheccüd namazı kılıp ,sabah kuşluk namazıyla gününü taçlandıran mübarek insanlar.Ama iş kul hakkına gelince bir anda Azazil oluveriyorlar. Hadi diyelim ki biz bu kadar süslü lafı bir araya getirip iftiralar atıyoruz(bilgisi ve belgesi olmayan hiçbir yazımız olmamasına rağmen )peki bu insanlar bu kadar pervasızca nasıl davranabiliyorlar bunların arkasındaki siyasi erk mi bunları destekliyor..?Yada bunlar çiftlik ağası bizlerde marabaları mıyız ?

Bu ülke kurulduğunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk hukuk devleti derken bunlar guguk diye mi anladı.İki ay içinde 6 dosyaya ayrı ayrı ifade verirken hala yazabilen bir kaleme sahip olmak ve yazabilmek birilerinin bize sunduğu bir lütuf değildir. Yazdıklarımızdan yola çıkarak araştırma soruşturma yapması gereken kanun adamları neden yazdık diye bizi soruşturuyor. Ne acayip bir ironi doğrusu.

Bizim aklımız kiralık yada satılık degil ki..! Bir üst akılda ihtiyaç duymadan yaşıyor sorguluyor ve cümleler kuruyoruz . Somut konuları yorumlayabiliyor hatta fikir yürütebiliyoruz. Yani baya yaşayan bir canlıya örneğiz . Adamın biride kalkmış sormayacagı yerden sorgulamış...... Biride ona destek olsun diye "sokak ağzıyla "ya ya ya şa şa şa demiş dinleyende hani bana hani bana demiş.

Siyasetin ve devlet kurumlarının bu kadar ayağa düştüğü CUMHURİYET tarihinde bir zaman daha yoktur..! Acizlerin iktidar sahibi olduğu... Korkakların ve kahpelerin ağız kavgası yaptığı bu puslu ortamda herşey güneşe bağlı görünüyor. #Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe Ampulleri Söndürün Çok Az Kaldı Güneşe#

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum